8.700 Km Hızla Ay’a Çarpacak: Uzay Enkazı Tartışması Yeniden...
8.700 Km Hızla Ay’a Çarpacak:...
22:57Kültür Yolu Festivali Eskişehir’de Başlıyor: Şehir 9 Gün Boy...
Kültür Yolu Festivali Eskişehi...
22:51Bursa’da “Sağlık İçin Hareket Et” Etkinlikleri Yoğun Katılım...
Bursa’da “Sağlık İçin Hareket...
22:45Emine Erdoğan’dan Sıfır Atık Forumu Mesajı: “Dünya İçin Orta...
Emine Erdoğan’dan Sıfır Atık F...
Mimar Mustafa Onur Eraydın, Türkiye’de kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini belirterek güvenli yapı üretiminin zorunluluk haline geldiğini söyledi. Eraydın, yeni nesil şehircilik anlayışında insan odaklı planlamanın önemine dikkat çekti.
Sümeyye Bilici
EDİTÖR
Giriş: 08.05.2026 - 12:46
Güncelleme: 08.05.2026 - 12:46
Arter İnşaat Kurucu Ortağı Mimar Mustafa Onur Eraydın, Türkiye’de artan deprem riski ve eski yapı stokuna dikkat çekerek kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Eraydın, “Mesele sadece binaları yenilemek değil; şehirleri bütüncül bir anlayışla yeniden kurmak. Güvenli yapı üretimi artık bir tercih değil, zorunluluk” ifadelerini kullandı.
Türkiye genelinde yaklaşık 7 milyon riskli yapının bulunduğunu belirten Eraydın, bu yapıların 1,5 ila 2 milyonunun acil dönüşüm beklediğini ifade etti. Deprem riski taşıyan yapılarda yaklaşık 30 milyon kişinin yaşadığına dikkat çeken Eraydın, mevcut yapı stokunun önemli bölümünün eski yönetmeliklere göre ve mühendislik hizmeti almadan inşa edildiğini söyledi.
Sahadaki mevcut tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eraydın, Türkiye’deki yapı stokunun deprem riski karşısında ciddi kırılganlık taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün sahada gördüğümüz tablo net. Türkiye’de yapı stokunun önemli bir bölümü eski yönetmeliklere göre yapılmış durumda. Bu nedenle kentsel dönüşüm artık ertelenebilir bir süreç değil.”
Kentsel dönüşüm projelerinde en büyük eksikliklerden birinin planlama yaklaşımı olduğunu ifade eden Eraydın, mevcut uygulamaların çoğunlukla parsel bazlı ilerlediğini ve bunun şehirleşme sorunlarını artırdığını söyledi.
Şehirlerin yalnızca binalardan ibaret olmadığını vurgulayan Eraydın, ulaşım altyapısı, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, otopark çözümleri ve afet toplanma alanlarının dönüşüm sürecinin ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti.
“Bugün birçok dönüşüm projesi yalnızca mevcut binayı yenilemeye odaklanıyor. Oysa yeni nesil şehircilik anlayışı; insan odaklı, erişilebilir ve bütüncül planlamayı zorunlu kılıyor” dedi.
Doğru kentsel dönüşüm modelinin yalnızca fiziksel yenilenmeyi değil, yaşam kalitesini de yükseltmesi gerektiğini ifade eden Eraydın, “Daha yüksek katlı binalar yapmak şehirleşme değildir. Asıl mesele daha güvenli, daha yaşanabilir ve daha erişilebilir yaşam alanları kurabilmektir” değerlendirmesinde bulundu.
Güvenli yapı kavramının yalnızca beton kalitesiyle sınırlı olmadığını belirten Eraydın, yapı güvenliğinin zemin etüdünden statik projeye, malzeme kalitesinden işçilik ve denetim süreçlerine kadar bütüncül bir sistem gerektirdiğini söyledi.
Türkiye’de hâlâ bazı projelerde bu süreçlerin eksik uygulandığını belirten Eraydın, “En küçük ihmal bile ciddi riskler doğurabilir. Özellikle 2000 yılı öncesi yapıların büyük bölümü güncel deprem yönetmeliklerine uygun değil” dedi.
Arter İnşaat’ın özellikle hastane projeleri gibi yüksek teknik hassasiyet gerektiren yapılarda edindiği deneyimi kentsel dönüşüm projelerine de aktardığını ifade eden Eraydın, sağlık yapılarında hata toleransının son derece düşük olduğunu belirtti.
“Bu disiplinle çalıştığınızda kalite standartlarınız otomatik olarak yükseliyor. Aynı mühendislik hassasiyetini kentsel dönüşüm projelerinde de uygulamak zorundayız” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün önündeki en büyük sorunlardan birinin finansman olduğunu vurgulayan Eraydın, dönüşümün hızlanabilmesi için yeni ekonomik modeller geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Vatandaşların dönüşüme ikna edilmesi için ekonomik açıdan ulaşılabilir çözümler sunulmasının önemine dikkat çeken Eraydın, uzun vadeli kredi modelleri, kamu destekleri ve özel sektör iş birliklerinin süreci hızlandıracağını ifade etti.
Bürokratik süreçlerin de sadeleştirilmesi gerektiğini belirten Eraydın, “Süreç uzadıkça maliyetler artıyor ve dönüşüm daha zor hale geliyor. Daha hızlı, şeffaf ve öngörülebilir bir sistem kurulmalı” dedi.
Kentsel dönüşümün yalnızca bugünü değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesini de doğrudan etkilediğini belirten Eraydın, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün attığımız her adım yarının şehirlerini şekillendiriyor. Doğru planlama yapılmazsa bugünün hataları geleceğe taşınır. Ancak doğru bir vizyonla hem güvenli hem de yüksek yaşam kalitesine sahip şehirler kurmak mümkün.”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir