Türkiye Çevresel Raporlamada Zirveye Yükseldi: Dünyadaki 27...
Türkiye Çevresel Raporlamada Z...
18:34TED’den İzmir’de Anlamlı Türk Sanat Müziği Gecesi
TED’den İzmir’de Anlamlı Türk...
18:26Hareketli Yaşam ve Doğru Tedavi Ağrı Kontrolünde Kritik Rol...
Hareketli Yaşam ve Doğru Tedav...
18:13Ünlü İsimler Alerji Deneyimlerini Paylaştı: Uzmanlardan “Gör...
Ünlü İsimler Alerji Deneyimler...
CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu açıklandı. Türkiye’den 5 şirket dünyanın en prestijli çevresel performans listesi olan Triple A seviyesine yükselirken toplam 45 şirket küresel A Listesi’ne girdi.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 21.05.2026 - 18:50
Güncelleme: 21.05.2026 - 18:50
Dünyanın en büyük çevre raporlama platformu olan CDP’nin açıkladığı “Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’nin çevresel dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte dikkat çeken bir konuma yükseldiğini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye, yalnızca raporlama yapan şirket sayısıyla değil; liderlik seviyesindeki performansıyla da dünya ölçeğinde öne çıkan ülkeler arasına girdi.
Bu yıl dünyada yalnızca 27 şirketin ulaşabildiği “Triple A” seviyesine Türkiye’den 5 şirket yükselirken, toplam 45 Türk şirketi en az bir CDP Küresel A Listesi’nde yer aldı. Bu tablo, Türkiye’de çevresel yönetim anlayışının artık yalnızca kurumsal imaj çalışması olmaktan çıkıp doğrudan rekabet gücü ve finansal stratejinin merkezine yerleşmeye başladığını gösteriyor.
CDP verileri, Türk şirketlerinin özellikle iklim değişikliği, su güvenliği ve çevresel risk yönetimi konularında Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Türkiye’de raporlama yapan şirketlerin yüzde 82’si iklim alanında, yüzde 87’si su güvenliği alanında ve yüzde 70’i ormansızlaşma temasında “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerine ulaştı.
Bu oranlar, çevresel yönetimin artık yalnızca birkaç öncü şirketin değil, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor.
CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş’e göre Türkiye’de çevresel yönetim yapıları güçlü bir kurumsal temele oturmuş durumda. Ancak önümüzdeki süreçte daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktıları gerekiyor.
CDP’nin en yüksek performans kategorisi olan Triple A listesine giren Türk şirketleri şu şekilde sıralandı:
Bu şirketler; iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma kategorilerinin tamamında en yüksek liderlik seviyesine ulaşarak küresel ölçekte çevresel performans liderleri arasına girdi.
Bunun yanında Arçelik, Anadolu Isuzu, Brisa, Migros, Enerjisa, Sabancı Holding, Yapı Kredi, Türk Telekom, Turkcell, Vestel ve TSKB gibi çok sayıda şirket Double A seviyesine yükseldi.
Raporda en dikkat çekici bölümlerden biri sürdürülebilirlik performansıyla finansal verimlilik arasındaki ilişki oldu.
CDP analizine göre lider şirketler çevresel yatırımlara harcadıkları her 1 dolar karşılığında yaklaşık 4 dolarlık fırsat değeri yaratabiliyor. Daha düşük performans gösteren şirketlerde bu oran yalnızca 0,07 dolar seviyesinde kaldı.
Bu fark yalnızca yatırım getirisiyle sınırlı değil. Çevresel risk yönetiminde de lider şirketlerin daha verimli olduğu görülüyor. Lider şirketler 1 dolarlık çevresel riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcarken, düşük performanslı şirketlerde aynı riskin yönetim maliyeti yaklaşık 5,9 dolara ulaşıyor.
Uzmanlara göre bu tablo, sürdürülebilirliğin artık “maliyet yaratan yük” değil; şirketlerin gelecekteki dayanıklılığını artıran stratejik yatırım alanı haline geldiğini gösteriyor.
CDP verileri, Türk şirketlerinin büyük bölümünün artık iklim değişikliğini yalnızca çevresel değil, doğrudan ekonomik ve operasyonel risk olarak değerlendirdiğini ortaya koyuyor.
Rapora göre şirketlerin yüzde 96’sı iklim kaynaklı fırsat tanımlarken, yüzde 84’ü iklim risklerini değer zinciri boyunca analiz ediyor.
En yaygın risk unsurları arasında karbon fiyatlandırma mekanizmaları, enerji dönüşüm maliyetleri, su stresi ve tedarik zinciri kırılganlıkları öne çıkıyor.
Bu dönüşüm özellikle finans, enerji, üretim, perakende ve lojistik sektörlerinde daha görünür hale geliyor.
Raporda dikkat çeken en kritik başlıklardan biri su güvenliği oldu. CDP verilerine göre Türkiye’deki şirketlerin yüzde 82’si su stresi yaşanan bölgelerden su çekiyor.
Şirketlerin önemli bölümü su yönetimi konusunda güçlü performans sergilese de toplam su tüketiminin artmaya devam ettiği ve özellikle yeraltı su kaynakları üzerindeki baskının büyüdüğü görülüyor.
Rapora göre şirketlerin:
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde su güvenliği, enerji dönüşümü kadar kritik ekonomik başlıklardan biri olacak.
Raporda şirketlerin büyük bölümünün net sıfır hedefleri açıkladığı görülüyor. Ancak bu hedeflerin uygulama derinliği konusunda önemli soru işaretleri bulunuyor.
Şirketlerin:
Bu tablo, hedef koyma ile gerçek dönüşüm arasındaki farkı net şekilde ortaya koyuyor.
İklim yönetimi alanında güçlü yapıların oluşmasına rağmen biyolojik çeşitlilik, plastik yönetimi ve ormansızlaşma gibi doğa temelli başlıklarda şirketlerin önemli bölümünün hâlâ erken aşamada olduğu görülüyor.
Rapora göre:
Uzmanlara göre geleceğin sürdürülebilirlik rekabeti yalnızca karbon değil; doğa koruma, su yönetimi ve döngüsel ekonomi üzerinden şekillenecek.
Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 süreci, raporun en önemli jeopolitik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. CDP’ye göre Türkiye, güçlü kurumsal raporlama altyapısı sayesinde yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte çevresel dönüşüm merkezlerinden biri olma potansiyeli taşıyor.
COP31 sürecinde:
Uzmanlara göre Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanındaki mevcut ivmeyi sanayi politikaları, enerji yatırımları ve finansal sistemle bütünleştirmesi halinde yeni dönemde küresel yatırım çekme kapasitesi ciddi şekilde artabilir.
CDP verileri, Türk şirketlerinin birçok alanda Avrupa ortalamalarının üzerine çıktığını gösteriyor. Bu durum yalnızca çevresel başarı değil; aynı zamanda yeni ticaret düzeninde rekabet avantajı anlamına geliyor.
Özellikle Avrupa Birliği’nin:
CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu, Türkiye’nin sürdürülebilirlik yolculuğunda yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Ancak uzmanlara göre asıl kritik süreç şimdi başlıyor.
Önümüzdeki dönemde:
Çünkü küresel ekonomi artık yalnızca büyüme hızını değil; çevresel dayanıklılığı, iklim uyumunu ve doğa yönetimini de ölçüyor.
Türkiye’nin önündeki yeni soru artık şu:
“Şirketler sürdürülebilirliği gerçekten iş modelinin merkezine koyabilecek mi?”
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir