Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Haziran Perşembe İstanbul, Ankar...
Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Ha...
23:30Bursa’da Özel Gereksinimli Bireyler İçin Afet Yönetim Modeli...
Bursa’da Özel Gereksinimli Bir...
22:37Bursa Kültür Yolu Festivali 27 Haziran’da Başlıyor: Konserle...
Bursa Kültür Yolu Festivali 27...
22:20Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Tri...
Bakan Şimşek’ten Londra’da İkl...
İnsan, zamanı ölçtüğünü zanneder ama aslında zaman tarafından ölçülür. Takvimler, saatler ve yaşlar; hepsi ömrün kenarlarına düşülen notlardır. Zaman, insan için akıp giden bir çizgi değil, tükenen bir imkândır.
Ömür, zamanın insana verdiği isimdir. Bir başlangıcı vardır, bir sonu olduğu bilinir. Ama insan çoğu zaman bu bilginin uzağında yaşar. Geleceğe yatırım yaparken bugünü harcar; geçmişi taşırken anı ıskalar.
Zaman, zihinde parçalanır. Geçmiş pişmanlığa, gelecek kaygıya dönüşür. İnsan, olmayan iki yerde yaşarken olanı kaçırır. Zihnin gürültüsü içinde an kaybolur.
Oysa an, zamanın durduğu yerdir. Ne geçmişin yükü vardır ne geleceğin baskısı. An, insanın kendisiyle temas ettiği tek noktadır. Bu yüzden mekânsızdır; lâ mekândır. Çünkü mekân ve zaman, ancak zihnin bölmeleriyle anlam kazanır.
An’a gelen insan hafifler. Çünkü taşıyacak bir geçmişi, kontrol edilecek bir geleceği yoktur. Burada insan yaşamaz; var olur. Fark ediş derinleşir, bakış berraklaşır.
Zamanın tuzağı, insanı sürekli sonra’ya ikna etmesidir. “Sonra düşünürüm, sonra yaşarım, sonra değişirim.” Oysa sonra, çoğu zaman gelmez. Ömür, ertelemeleri affetmez.
An, kaçırıldığında telafisi olmayan tek yerdir. Çünkü insan, yalnızca anda dönüşür. Geçmiş öğretir, gelecek umut verir ama değiştirme gücü yalnızca an’dadır.
Zaman akar, ömür tükenir. Ama an’a gelen insan, bu akışın içinde kaybolmaz. Durur. Fark eder. Ve ilk kez gerçekten yaşamaya başlar.
05.05.2026 - 21:29
19.04.2026 - 17:37
07.04.2026 - 23:00
03.04.2026 - 21:49
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir