Avrupa’da Yangın Felaketi Büyüdü: Yanan Alan 500 Bin Hektarı...
Avrupa’da Yangın Felaketi Büyü...
17:36Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem: Maden Yönetmeliği Değişti
Doğal Hidrojen İçin Yeni Dönem...
17:28Adapazarı İçin İklim Alarmı: Şiddetli Yağışlar Yüzde 45 Artt...
Adapazarı İçin İklim Alarmı: Ş...
17:16Türk Bilim İnsanları Arktik’te 12 Kritik Projeyi Tamamladı:...
Türk Bilim İnsanları Arktik’te...
Isınan Akdeniz, balon balığı, aslan balığı ve sokar balıkları gibi istilacı türlerin yayılımını hızlandırıyor. Bilim insanları yerli türler ve balıkçılık için uyardı.
Nizamettin Bilici
EDİTÖR
Giriş: 30.07.2026 - 12:50
Güncelleme: 30.07.2026 - 12:50
Akdeniz’de yükselen deniz suyu sıcaklıkları, Süveyş Kanalı üzerinden bölgeye giren istilacı türlerin yayılımını hızlandırıyor. Balon balığı, aslan balığı ve sokar balıkları gibi türler yalnızca deniz ekosistemini değiştirmiyor; yerli balık stokları, küçük ölçekli balıkçılık ve insan sağlığı üzerinde de yeni riskler oluşturuyor.
Associated Press’in 30 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı ve farklı Akdeniz ülkelerinden bilim insanlarının değerlendirmelerine dayanan kapsamlı dosya, geçmişte bilinen Akdeniz ekosisteminin geri dönülmesi zor bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle Doğu Akdeniz’in tropikal ve istilacı türler için giderek daha elverişli hale geldiğine dikkat çekti.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne bağlı Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu da Akdeniz ve Karadeniz’de binden fazla yerli olmayan deniz canlısı tespit edildiğini, bunların yarıdan fazlasının kalıcı popülasyonlar oluşturduğunu bildiriyor.
Akdeniz, Atlas Okyanusu’na yalnızca Cebelitarık Boğazı üzerinden bağlanan yarı kapalı bir deniz. Bu yapısı nedeniyle denizde biriken ısı, açık okyanuslardaki kadar kolay dağılamıyor. Fosil yakıt kullanımıyla bağlantılı küresel ısınma, deniz sıcaklıklarını artırırken sıcak sularda yaşayan türlerin bölgede tutunmasını kolaylaştırıyor.
Akdeniz İklim ve Çevre Değişikliği Uzmanları Ağı MedECC’e göre, sera gazı salımlarının izleyeceği senaryoya bağlı olarak Akdeniz’in deniz yüzeyi sıcaklığının 2100 yılına kadar 1 ila 4 derece daha artması bekleniyor. Deniz sıcak hava dalgalarının daha uzun, sık ve şiddetli hale gelmesi de öngörülüyor.
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli ise Akdeniz’de tropikal türlerin Atlas Okyanusu ve Kızıldeniz’den yayılmaya başladığını, deniz ekosistemlerinin yapısında iklim değişikliğine bağlı dönüşümlerin şimdiden gözlendiğini belirtiyor.
Akdeniz’deki yabancı türlerin önemli bir bölümü Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz’den geliyor. Kanal, Hint-Pasifik kökenli deniz canlılarının Akdeniz’e ulaşabileceği yapay bir geçiş koridoru oluşturuyor.
Deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte geçmişte Akdeniz koşullarında kalıcı olamayan sıcak su türleri artık üreyebiliyor, yeni alanlara yayılabiliyor ve yerli türlerle rekabete girebiliyor. Gemilerin balast suları ve gövdelerine tutunan canlılar da yabancı türlerin taşınmasında etkili oluyor.
Türkiye’nin resmî çevre göstergelerine göre, Akdeniz’de belirlenen istilacı yabancı türlerin yüzde 72’si Süveyş Kanalı yoluyla bölgeye ulaştı. Karadeniz’de ise yabancı türlerin önemli bölümünün gemilerin balast suları ve gövdeleri aracılığıyla taşındığı belirtiliyor.
Akdeniz’de yayılımı yakından izlenen başlıca istilacı türler arasında şunlar bulunuyor:
Bu türlerin tamamı aynı ölçüde tehlikeli değil. Ancak bazıları yerli canlılarla besleniyor, bazıları deniz çayırlarını ve alg topluluklarını tüketiyor, bazıları ise toksinleri veya zehirli dikenleri nedeniyle insan sağlığını tehdit ediyor.
Benekli balon balığı, Akdeniz’de en fazla endişe oluşturan istilacı türlerin başında geliyor. Güçlü dişleriyle balıkçı ağlarına ve av araçlarına zarar verebilen balon balığı, yerli balıklar ve kabuklular üzerinde de av baskısı oluşturuyor.
Balon balığının bazı dokularında güçlü bir sinir sistemi toksini olan tetrodotoksin bulunuyor. Bu nedenle balon balığının bilinçsiz şekilde tüketilmesi ağır zehirlenmelere ve ölüme yol açabilir. Yakalanan balon balıklarının kesinlikle tüketilmemesi ve yetkili kurumların uyarılarının dikkate alınması gerekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, iklim değişikliğiyle yayılım alanını genişleten balon balığının Akdeniz’den Ege ve Marmara’ya, ilerleyen süreçte ise Karadeniz’e kadar ulaşmasının öngörüldüğünü açıklamıştı.
Kızıldeniz ve Hint-Pasifik kökenli aslan balığı, Doğu Akdeniz’de 2010’lu yıllardan itibaren hızlı bir yayılım gösterdi. Yerli küçük balıkları ve kabukluları tüketen bu tür, doğal avcılarının az olduğu bölgelerde kısa sürede yoğun popülasyonlar oluşturabiliyor.
Aslan balığının dikenleri zehir taşıyor ve temas halinde ciddi ağrıya ve yaralanmaya neden olabiliyor. Türün eti bazı ülkelerde kontrollü biçimde değerlendirilse de yakalanması, temizlenmesi ve hazırlanması uzmanlık gerektiriyor.
FAO-GFCM’nin Kıbrıs çevresinde gerçekleştirdiği su altı gözlemlerinde, aslan balığı, sokar balıkları ve balon balıklarının belirgin şekilde yaygınlaştığı; bazı yerli türlerin ise daha az görüldüğü kaydedildi.
Sokar veya tavşan balığı olarak bilinen türler, deniz tabanındaki algleri yoğun şekilde tüketiyor. Bu durum, kayalık alanların bitki örtüsünü kaybederek adeta su altı çöllerine dönüşmesine neden olabiliyor.
Alglerin ortadan kalkması yalnızca bitki örtüsünü etkilemiyor. Bu alanları beslenme, saklanma ve üreme amacıyla kullanan çok sayıda yerli deniz canlısı da yaşam alanını kaybediyor.
Bilim insanlarının değerlendirmelerine göre iklim değişikliğinin en görünür etkilerinden bazıları Doğu Akdeniz’de yaşanıyor. Sıcaklık artışı, yerli türlerin dayanabileceği koşulları zorlaştırırken Kızıldeniz kökenli canlılara daha uygun bir ortam oluşturuyor.
AP’nin görüştüğü araştırmacılar, Doğu Akdeniz’in sığ sularındaki yerli yumuşakça popülasyonlarının bazı bölgelerde çok büyük kayıplar verdiğini belirtiyor. Adriyatik kıyılarında ise deniz sıcaklığının dönemsel olarak 30 derecenin üzerine çıkmasının midye üretiminde ağır kayıplara neden olduğu aktarılıyor.
FAO-GFCM de Tunus’taki Bizerte Lagünü’nde deniz sıcaklığının 30 dereceye yükseldiği dönemde midye üretiminde ciddi düşüş yaşandığını bildiriyor.
İstilacı türler, küçük ölçekli balıkçılar için üç temel sorun oluşturuyor:
Yerli balık stoklarının azalması: İstilacı avcılar, ekonomik değeri bulunan yerli türlerin yavrularını ve besin kaynaklarını tüketebiliyor.
Av araçlarının zarar görmesi: Balon balıkları ağları, misinaları ve oltaları keserek balıkçılara maddi kayıp yaşatabiliyor.
Av kompozisyonunun değişmesi: Balıkçılar geçmişte yakaladıkları türler yerine ekonomik değeri düşük veya tüketilmesi riskli türlerle daha sık karşılaşabiliyor.
Bu dönüşüm, yalnızca balıkçıların gelirini değil; kıyı kentlerinin geleneksel mutfaklarını, yerel pazarlarını ve deniz kültürünü de etkileyebilir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yayımladığı göstergelere göre Türkiye denizlerinde belirlenen yabancı tür sayısı 2005 yılında 263 iken, 2011 yılında 354’e, 2020 yılında ise 539’a ulaştı.
2020 itibarıyla belirlenen yabancı türlerden 105’inin istilacı özellik gösterdiği kaydedildi. Veriler, yabancı türlerin Türkiye denizlerindeki varlığının kısa sürede belirgin şekilde arttığını ortaya koyuyor.
Bakanlığın deniz suyu sıcaklığı göstergesinde de Türkiye’yi çevreleyen denizlerin uzun dönem ortalamalarında artış eğilimi bulunduğu belirtiliyor. Deniz suyundaki ısınmanın ekolojik yapıyı ve denizlerden geçimini sağlayan kesimleri doğrudan etkilediği vurgulanıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, istilacı balon balığı popülasyonunu azaltmak amacıyla balıkçılara kuyruk başına ödeme yapılan bir destek programı yürütüyor.
Bakanlık verilerine göre 2020’den itibaren yüz binlerce balon balığı avlandı ve milyonlarca yeni balon balığının ekosisteme katılmasının önüne geçildi. Destek programının 2025 ve 2026 yıllarında da sürdürülmesi kararlaştırıldı.
Adana’nın Karataş ilçesinde 2026 yılı alımlarının başlamasından sonraki ilk dört günde 128 bin balon balığı balıkçılar tarafından yetkililere teslim edildi. Balıkların kontrollü şekilde imha edildiği, uygulamayla yerli balık stoklarının ve balıkçıların av araçlarının korunmasının amaçlandığı açıklandı.
Türkiye’de İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ile Yönetimi Hakkında Yönetmelik, 21 Şubat 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.
Düzenleme kapsamında bilimsel risk değerlendirmesine dayalı bir Ulusal İstilacı Yabancı Tür Listesi hazırlanması, türlerin geliş yollarının analiz edilmesi ve ülke genelinde izleme sistemi kurulması öngörülüyor. Listede yer alan türlerin izinsiz olarak taşınması, üretilmesi, satılması veya doğaya bırakılması da yasaklanıyor.
Akdeniz’e yerleşmiş ve geniş alanlara yayılmış yüzlerce türün tamamen ortadan kaldırılması çoğu durumda mümkün görünmüyor. Bu nedenle bilim insanları, yeni türlerin girişini engelleme ve mevcut popülasyonların etkisini azaltma yöntemlerine odaklanıyor.
Öne çıkan mücadele yöntemleri arasında şunlar bulunuyor:
FAO-GFCM, iyi korunan deniz alanlarının istilacı türlerin etkilerine karşı daha dayanıklı olduğunu ve ülkeler arası iş birliğinin zorunlu hale geldiğini belirtiyor.
İstilacı türlerin yayılması tek başına gerçekleşen bir sorun değil. Aşırı avcılık, kıyı yapılaşması, plastik ve kimyasal kirlilik, deniz çayırlarının kaybı ve iklim değişikliği aynı anda Akdeniz ekosistemi üzerinde baskı oluşturuyor.
IPCC’ye göre iklim değişikliği; kentleşme, arazi kullanımı, aşırı avcılık, kirlilik ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla etkileşerek Akdeniz’i dünyanın en hassas bölgelerinden biri haline getiriyor.
Bu nedenle yalnızca balon balığı veya aslan balığı avlamak yeterli görülmüyor. Deniz koruma alanlarının güçlendirilmesi, sera gazı emisyonlarının azaltılması, kıyı habitatlarının korunması ve balıkçılık politikalarının iklim değişikliğine göre yeniden düzenlenmesi gerekiyor.
İnsan sağlığı ve balıkçılık açısından en fazla risk oluşturan türlerin başında benekli balon balığı geliyor. Tür toksik olduğu için tüketilmemeli; ağlara, oltalara ve yerli balık stoklarına zarar verebiliyor.
Balon balığı güçlü toksin içerebildiği için vatandaşlar tarafından kesinlikle tüketilmemeli. Yakalanması halinde yetkili kurumların yönlendirmelerine uyulması gerekiyor.
Aslan balığının dikenleri zehirlidir ve temas halinde ciddi yaralanmaya yol açabilir. Denizde görüldüğünde dokunulmaması gerekir.
Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki yabancı türlerin büyük bölümü Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz’den geliyor. Gemilerin balast suları ve gövdeleri de türlerin taşınmasına neden oluyor.
Evet. Yükselen deniz sıcaklıkları, sıcak sularda yaşayan yabancı türlerin Akdeniz’de yaşamasını, üremesini ve daha geniş alanlara yayılmasını kolaylaştırıyor.
Yerleşmiş bazı türlerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmayabilir. Ancak yeni girişlerin önlenmesi, istilacı popülasyonların kontrol edilmesi ve yerli ekosistemlerin güçlendirilmesiyle zararın azaltılması mümkün.
Doğayı Dinle Haber Merkezi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir