Hobi Bahçeleri Yıkılacak mı? Meclis Kararı Sonrası Eski ve Y...
Hobi Bahçeleri Yıkılacak mı? M...
06:0011 Haziran Perşembe Türkiye Deprem ve Afet Günlüğü: Adana’da...
11 Haziran Perşembe Türkiye De...
03:50Sadece Anadolu’da Yetişen Nadir Türler Dünya Botanik Mirası...
Sadece Anadolu’da Yetişen Nadi...
03:26Dünyanın Büyük Ormanları ve Türkiye’nin Orman Ekosistemleri...
Dünyanın Büyük Ormanları ve Tü...
Bugün Sivas Kardeşler Ormanı’nda üniversiteli gençlerle birlikte attığımız her adım, uzun zamandır içimde taşıdığım bir gerçeği daha berrak bir şekilde ortaya koydu: Doğayla temas eden gençlik, hayata daha güçlü, daha dengeli ve daha bilinçli bakıyor.
Şehrin kalabalığını ardımızda bırakıp ormanın içine girdiğimiz anda değişen sadece manzara değildi. Gençlerin yürüyüş ritimleri sakinleşti, ses tonları duruldu. İlk başta alışkanlıkla elde tutulan telefonlar, bir süre sonra yerini çevreyi keşfeden bakışlara bıraktı. Ağaçların arasında yürürken, aslında kendi iç dünyalarına doğru da bir yolculuğa çıktılar.
Günümüz nesli; çoğu zaman betonla, ekranla ve hızla çevrili bir hayatın içinde büyüyor. Sürekli akan bir bilgi trafiği, bitmeyen bildirimler ve yetişme telaşı… Tüm bunlar zihni yoruyor, ruhu daraltıyor. Oysa doğa, insana unuttuğu bir dengeyi yeniden hatırlatıyor. Acele etmeden yürümeyi, sessizliği dinlemeyi, sadece “olmayı” ve “yetinmeyi” öğretiyor.
Ormanda ilerlerken gençlerin kendi aralarında kurduğu bağları izlemek oldukça anlamlıydı. Doğa, insanları birbirine yaklaştıran görünmez bir güç gibi. Yapay gündemlerin yerini gerçek sohbetler aldı. Kahkahalar daha içten, paylaşımlar daha samimiydi. Çünkü doğada insan, tüm unvanlarından sıyrılır; sadece kendisi olur.
Ara ara dinlenme molaları verdik, doğayı dinledik. Sivas’ın o insanı zinde tutan meşhur sert havası, baharın ince yağmuruyla birleşince Kardeşler Ormanı’nda bambaşka bir rayiha bıraktı. Rüzgârın yapraklarla kurduğu o zarif fısıltı, toprağın uyanışıyla birleşen o eşsiz kokuyla harmanlandı. İşte o an, doğanın aslında en büyük öğretmen olduğunu bir kez daha hissettim. Anlatmadan anlatan, zorlamadan öğreten bir öğretmen…
Sürdürülebilir bir yaşamdan söz ediyorsak, bu bilincin temeli doğayla kurulan bağda yatıyor. Doğayı korumak, onu tanımakla; tanımak ise içinde zaman geçirmekle mümkündür. Bugün o gençler sadece bir yürüyüş yapmadı. Toprağa bastılar, doya doya nefes aldılar, sessizliği dinlediler. Ve belki de ilk kez doğanın bir parçası olduklarını gerçekten hissettiler.
Bu temas onlar için çok kıymetli idi. Çünkü doğayı hisseden insan, ona zarar veremez. Bir ağacın kesilişine kayıtsız kalmaz, bir derenin kirlenmesine sessiz olmaz. İçinde bir sorumluluk duygusu filizlenir. İşte sürdürülebilir yaşam dediğimiz şey de tam olarak burada başlar.
Doğa, insanı yormaz; aksine onu kendine getirir. Yorulduğunu zanneden bedenleri dinlendirir, karışmış zihinleri sadeleştirir. Ve en önemlisi, insana kendini hatırlatır.
Bugün Kardeşler Ormanı’nda yürüyen o gençlerin her biri, aslında sadece bir parkur tamamlamadı. Hayata dair küçük ama çok değerli bir farkındalık kazandı. Belki de yıllar sonra bile hatırlayacakları bir duyguyu içlerine aldılar.
Eğer geleceğe dair umutlu olmak istiyorsak, gençleri doğayla buluşturmalıyız. Çünkü toprağa dokunan bir gençlik, hayata daha sağlam basar. Ve doğayla bağ kuran bir nesil, sadece çevreyi değil, insanlığın ortak geleceğini de korur.
Bugün attığımız adımlar, bu yüzden sadece bir yürüyüş değil; geleceğe atılmış anlamlı izlerdi.
09.06.2026 - 18:47
24.05.2026 - 23:26
22.04.2026 - 22:46
22.01.2026 - 19:48
15.12.2025 - 20:54
06.12.2025 - 12:44
21.07.2025 - 00:37
10.07.2025 - 20:06
22.05.2025 - 22:55
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir