Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
ARI UĞULTUSUNDA SAKLI HUZUR
ARI UĞULTUSUNDA SAKLI HUZUR

Baharın son günleri…

Doğa, uzun bir kış uykusundan uyanmış olmanın sevinciyle adeta kendini yeniden anlatıyor insana. Bahçemde dolaşırken bu günlerde en çok dikkatimi çeken şey, ağaçların bu yıl hiç olmadığı kadar yoğun çiçek açmış olması.

Dallar, beyaz ve pembenin en zarif tonlarıyla süslenmiş. Kimi yerde tek tek seçilen narin çiçekler, kimi yerde adeta bir gelin duvağı gibi bütün ağacı örtmüş. Toprağın yeşiliyle birleşince insan kendini bir tablonun içinde yürüyor gibi hissediyor.

Ama bu güzelliğin yalnızca görünen kısmı değil insanı etkileyen…

Bir de duyulan kısmı var.

Başınızı hafifçe dallara yaklaştırdığınızda, önce hafif bir titreşim gibi gelen, sonra bütün bahçeyi sardığını fark ettiğiniz o ses…

Arıların uğultusu…

Binlerce bal arısı, bir çiçekten diğerine sabırla konuyor. Durmaksızın çalışıyorlar. Her biri görünmez bir görevin peşinde. Kanatlarının çıkardığı o ince, sürekli ses; bazen bir melodiye, bazen de insanın içine işleyen bir zikre dönüşüyor.

O an insanın içindeki bütün telaş yavaşlıyor.

Gündelik hayatın gürültüsü, dünyanın bitmek bilmeyen karmaşası bir anda uzaklaşıyor. Yerini tarif edilmesi güç bir huzur alıyor.

Tam da böyle anlarda insanın içinden şu mısralar geçiyor:

“Baharın ömrü gibi taze bir sabah olsun,
Ruhumda çiçek açan sessiz bir dua olsun.”

Sanki doğa da kendi diliyle dua ediyor…

Her çiçek bir niyaz, her arı bir emek, her esen rüzgâr bir hatırlatma gibi.

Düşünüyorum da…

Bir ağacın aylarca sessizce bekleyip zamanı gelince böylesine cömertçe çiçek açması, arıların hiçbir karşılık beklemeden o çiçekler arasında dolaşması, toprağın, suyun, güneşin kusursuz bir uyum içinde çalışması…

Bütün bunlar tesadüf olabilir mi?

İnsan, bu muhteşem düzeni görünce yaratılışın ihtişamı karşısında hayran kalmadan duramıyor. Böyle bir güzelliği var edene karşı kalpte kendiliğinden bir minnet duygusu beliriyor.

Belki de doğa bize her bahar aynı dersi yeniden veriyor:

Sabretmeyi…
Beklemeyi…
Ve sonunda açmayı…

Kış ne kadar sert geçmiş olursa olsun, hayat yeniden filizleniyor.

İnsan  biraz da ağaçlardan ders almalı.

İçinde ne kadar yorgunluk, ne kadar kırgınlık olursa olsun; vakti geldiğinde yeniden çiçek açabilmeli.

Bugün bahçemde çiçekler arasında dolaşırken bunu düşündüm.

Bir arının çiçekten çiçeğe konmasını izledim uzun uzun.

Ve içimden sadece şu geçti:

Ne büyük nimet…
Ne büyük huzur…
Ve ne büyük bir lütuf içinde yaşadığımızı çoğu zaman fark etmiyoruz.

Bazen mutluluğu uzaklarda arıyoruz.

Oysa bazen bir ağacın dalında, bir çiçeğin içinde, bir arının kanat sesinde saklı olabiliyor huzur.

Yeter ki durup dinlemeyi bilelim.

Doğayı dinlemeyi…
Biraz da kendimizi.

Ahmet HASDEMİR

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !