Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Haziran Perşembe İstanbul, Ankar...
Bugün Hava Nasıl Olacak? 25 Ha...
23:30Bursa’da Özel Gereksinimli Bireyler İçin Afet Yönetim Modeli...
Bursa’da Özel Gereksinimli Bir...
22:37Bursa Kültür Yolu Festivali 27 Haziran’da Başlıyor: Konserle...
Bursa Kültür Yolu Festivali 27...
22:20Bakan Şimşek’ten Londra’da İklim Finansmanı Çağrısı: 2,5 Tri...
Bakan Şimşek’ten Londra’da İkl...
Birçok defa ziyaret ettiğim, güneyin incisi; Torosların ardından Akdeniz’le buluşan, bir dönem Çukurova’daki pamuğu ile bilinen Adana’nın ortasından bir nehir geçer. Şehri iki parçaya ayıran bu nehir, Kayseri Pınarbaşı’ndaki Tahtalı Dağları’ndan çıkarak Adana’ya 80 kilometre kala, Aladağ ilçesinin Akinek Dağı yamaçlarında Zamantı Suyu’yla birleşen Seyhan Nehri’dir.
Adana’nın güzelliğine ayrı bir güzellik katan Seyhan Nehri’ne hangi açıdan bakarsanız bakın, görkemli akışıyla geçtiği güzergâhlarda hoş bir seda bırakır.
Seyhan Nehri üzerinde, bir ip gibi uzanan, 300 metre uzunluğunda ve efsanelere konu olan bir Taşköprü var. Yapılışıyla ilgili farklı bilgiler bulunsa da Adana Arkeoloji Müzesi’nde köprüye ait bir yazıt bulunuyor. Bu yazıtta Auxentius’un imzası yer alıyor. Bazı yazarlar, köprünün M.S. 117-138 yılları arasında Roma İmparatoru Hadrianus döneminde yapıldığını söyleseler de Taşköprü, 4. yüzyılda dönemin Roma İmparatoru I. Theodosius zamanında yapılmıştır.
Dünyanın hâlâ kullanılan en eski köprülerinden biri olan Taşköprü, Roma döneminin mühendislik zirvelerinden birini temsil eder. Yüzyıllar boyunca Harun Reşit’ten Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e kadar birçok tadilat gören köprü, stratejik ve ticari önemini korumuş; şehirle bütünleşmiş tarihi bir eser olma özelliğini hâlâ sürdürmektedir.
Köprü aslında 21 gözlü olmasına rağmen, zamanla nehir ıslahı sırasında 7 gözü toprak altında kalmış ve günümüzde sadece 14 kemer gözü ile hizmet vermeye devam etmektedir. Uzunluğu 300 metre, genişliği ise 11,40 metredir. Köprü ilk yapıldığında bugünkünden daha dar iken zaman içinde genişletilmiştir.
Köprü üzerinde yürüyerek karşıdan karşıya geçmek büyük bir keyiftir. Nehrin batı kıyısında görkemiyle insanı karşılayan Sabancı Merkez Camisi, bölgenin en büyük camilerinden biridir. Caminin bulunduğu alanın etrafı keçiboynuzu ağaçlarıyla kaplıdır.
Roma köprülerinin karakteristik özelliklerini taşıyan, yüksek mühendislik ürünü Taşköprü, bakıldığında sadece bir geçiş noktası değil; aynı zamanda Roma İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya ve günümüze kadar Adana’nın hem mimari hem de tarihi kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Adana’ya gelen herkesi selamlayan Taşköprü, imparatorluğun geniş topraklarındaki hâkimiyetin zorlaştığı bir dönemde inşa edilmiş ve yüzyıllarca Avrupa ile Asya arasında önemli bir işlev görmüştür.
Harun Reşit zamanında köprüye bazı eklentiler yapılarak Adana Kalesi’yle birleşmesi sağlanmış; 9. yüzyılın başında ise Harun Reşit’in oğlu olan 7. Abbasi Halifesi Memun döneminde tadilat geçirmiştir. Yine III. Ahmet, Kel Hasan Paşa ve Adana Valisi Ziya Paşa tarafından da farklı zaman dilimlerinde bakım gören Taşköprü, 1949 yılında da bir tadilattan geçirilmiştir. 2006 yılında yeniden restorasyon çalışmalarına tabi tutulan köprü, bugün dünyada kullanılan en eski köprülerden biri olma özelliğini sürdürmektedir.
Seyhan Nehri üzerinde bütün ihtişamıyla yükselen Taşköprü, yalnızca bir tarihi eser ve mühendislik harikası değil; aynı zamanda yüzyıllardır anlatılagelen efsanelerin ve hikâyelerin de mekânıdır. Aşk hikâyelerinin yanı sıra efsanevi olaylara da konu edilen Taşköprü, zamanın sessiz şahidi olarak ayakta durmaya devam etmektedir.
Köprüye atfedilen birkaç hikâye ve efsaneyle yazımı tamamlamak istiyorum.
Rivayete göre, zamanın Roma valisinin kızı ile köprünün baş ustası arasında yaşanan imkânsız aşk, köprünün ortasında bir buluşmayla taçlanmış ve o günden sonra bu nokta “Âşıklar Taşı” olarak anılmaya başlanmıştır.
Yine mitolojik efsanelerde yer alan bir anlatıya göre Seyhan ve Ceyhan nehirleri, kavuşamayan iki kardeştir. Tanrılar, bu bağı hatırlatmak için Taşköprü’yü inşa ettirmiştir.
Bir başka efsaneye göre ise büyücülerden biri, Adania denilen kentin kralına bir kehanette bulunmuştur:
“Senin güzeller güzeli kızını bir yılan sokup öldürecek.”
Kralı bir telaş almış ve bu telaş sonucu kızını, kentin önünden akan nehrin ortasındaki bir adaya göndermiş. Yılanın oraya ulaşamayacağını düşünmüş. Ancak gelin görün ki yılan, üzüm dolu bir sepetin içinde adaya ulaşmış ve kızı sokup öldürmüş.
Efsane bu ya, kral da ölen kızının hatırasına nehrin iki yakasını birleştiren bir köprü yaptırmış. Köprünün adını da kullandığı yapı malzemesini çağrıştıracak şekilde Taşköprü koymuş.
Ama sadece köprü yaptırmakla kalmamış; kızının anısı sonsuza kadar yaşasın, köprü yıkılırsa bir daha yapılsın diye, köprünün ayaklarından birinin içerisine hazine yerleştirmiş.
Üstelik, “Her kim ki köprüyü yeniden tadilat yapmak isterse bu altınları kullansın ama tadilattan sonra yerine yeni altınlar koysun” diye de vasiyette bulunmuş.
Daha nice farklı efsaneler anlatılır bu Taşköprü için. Efsaneler doğrudur ya da değildir, bunu bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var ki kebabıyla, narenciyesiyle ve yazın kavurucu sıcağıyla bilinen Adana’nın yüzyıllardır sembolü haline gelen Taşköprü, kim bilir daha nice yüzyıllar ayakta kalarak dünyanın kullanılan en eski köprülerinden biri olma özelliğini sürdürecektir.
12.06.2026 - 00:41
06.06.2026 - 21:08
30.05.2026 - 13:22
23.05.2026 - 23:35
17.05.2026 - 19:01
08.05.2026 - 20:01
01.05.2026 - 22:11
26.04.2026 - 13:16
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir