Doğanın Süper Canlıları: En Hızlı, En Yavaş ve En Dayanıklı...
Doğanın Süper Canlıları: En Hı...
05:22İlk Şehirler Nerede Kuruldu? Eriha’dan Uruk’a İnsanlığın Yer...
İlk Şehirler Nerede Kuruldu? E...
01:04Son Depremler ve Afet Gündemi: 13 Haziran Cumartesi Risk Har...
Son Depremler ve Afet Gündemi:...
00:56Hafta Sonu Hava Nasıl Olacak? Sağanak ve Rüzgâr Etkili Olaca...
Hafta Sonu Hava Nasıl Olacak?...
Benim de yaşadığım Başakşehir, sadece ikamet edilen bir şehir değil; birçok şeyi ruhuyla canlı yaşatan bir şehir.
İlçenin şehrülemini, vizyoner, çalışkan ve içinde bitmez tükenmez bir enerji barındıran Yasin Kartoğlu’nun “Mutluluğun Şehri” olarak sloganlaştırdığı Başakşehir, belki de sadece İstanbul’un değil, birçok şehre göre yeşili en bol, yaşanılası yerlerinden biri.
Başakşehir aynı zamanda kültürün, sanatın, sporun ve maneviyatın birlikte yaşandığı bir şehir. Açıkçası burada ikamet ediyor olmak, herkes gibi beni de son derece mutlu ve huzurlu kılıyor.
Başakşehir’de yaşayanlar sanatla dolu dolu anlar yaşıyor. Bazen bu sanat anlayışı öyle bir zirve yaşatıyor ki sakinlerine, anlatmaya kelimeler kifayet etmiyor.
İşte böyle bir sanatı yine bizlerle buluşturdu Başkanımız Yasin Kartoğlu. Bu kez bizleri bambaşka bir âleme götürdü. Ruhumuzu aldı; İslam dünyasının kalbine, merkezine taşıdı.
Ömrünü fotoğrafçılığa adayan, aslen Arnavut göçmeni olan ve fotoğraf sanatının duayen isimleri arasında yer alan Engin Uzun’un otuz yılı aşan meslek birikimiyle karelere sığdırdığı fotoğraflardan oluşan “Üç Harem” fotoğraf sergisi, açılışıyla sadece şehirde yaşayanları değil, fotoğraf tutkunu herkesi Başakşehir’e çağırıyor.
Yüzyıllardır milyonlarca insanın duasına, özlemine, gözyaşına ve umuduna ev sahipliği yapan üç mukaddes şehir; Mekke, Medine ve Kudüs’ü kapsayan eski ve yeni fotoğraflardan oluşan sergi, sanatseverleri İslam dünyasının üç mukaddes şehrinde dünden bugüne bir yolculuğa çıkarıyor.
Engin Uzun’un otuz yılı aşan mesleki birikimiyle çektiği fotoğraflar ve yine kendine has görsel anlatımıyla sunduğu konsept sergi, gezenleri bambaşka bir âleme götürüyor.
Kendi ifadesiyle, kadim şehirlerin ruhunu fotoğrafın diliyle görünür kılma arzusundan yola çıkarak böyle bir sergi ortaya çıkmış. Fotoğraf, zamanı durdurur. Ancak bazı fotoğraflar zamanın da ötesine geçer.
Bu fotoğraf sergisi, Kâbe’nin etrafındaki sonsuz hareketi, Mescid-i Nebevi’nin huzurunu ve Kudüs’ün kadim sessizliğini; objektifin görünenin ötesinde anlatmaya çalıştığı derinlikle buluşturuyor.
Fotoğrafçılığın yanı sıra çok sayıda projede yer alan Engin Uzun, çalışmalarında teknik yeterlilik ile anlatı gücünü bir araya getirerek, görselin yalnızca “bakılan” değil, aynı zamanda “okunan” bir şey olduğunu bize gösteriyor.
Başakşehir Belediye binasının altındaki fuaye alanında, sanat galerisinde açılan ve üç mukaddes şehri konu alan “Üç Harem: Mekke, Medine ve Kudüs” başlıklı fotoğraf ve dijital sanat sergisi; geleneksel fotoğraf sergiciliğini dijital sanat, yapay zekâ ve müzikle bir araya getirmesiyle de ayrı bir anlam kazanmış.
İnsanın ruhunu da dolduran sergiyi dolaştıkça hayranlığımı gizleyemedim.
Açılış programına protokolle birlikte çok sayıda sanatsever vatandaş katıldı. Açılış konuşmasında heyecanlı olduğu gözlenen Engin Uzun, bir ara duygusallaştı ve bütün herkesi kendi duygusal atmosferine çekti.
Yaptığı konuşmada 30 yıldır fotoğrafçılıkla uğraştığını belirterek şunları söyledi:
“Bizim meslekte ya anı yaşarsın ya da anı yakalarsın. Eğer iyiysen mesleğinde ikisini birlikte yapabiliyorsun. Bu sergi de 30 yıllık meslek hayatımda beni en çok etkileyen sergilerden biri oldu. Gezerken içimin ferahladığını, adeta umre ziyaretindeki manevi huzuru hissettiğimi düşündüm.”
Fotoğraf sergisinde sanatçının 2015’ten bu yana Mekke, Medine ve Kudüs’te çektiği fotoğrafların yanı sıra dijital çalışmalara da yer verilmiş olması, sergiyi daha anlamlı kılmış.
Dijital taraftaki bölümde ise bugüne kadar çektiği Mekke, Medine ve Kudüs fotoğraflarının 100-150 yıllık hallerinin restorasyonu yansıtılmaya çalışılmış. Bunu yaparken yapay zekâdan destek alınarak hazırlanan videolar, sergiyi daha farklı ve anlamlı bir noktaya taşımış.
Bu bölümü ziyaret edenler, adeta fotoğrafların çekildiği bölgede o an yaşıyormuş hissine kapılıyor.
Şahsen son derece etkilendiğim bu alandaki Kâbe fotoğraflarından birine dakikalarca bakmaktan kendimi alamadım. Sular içinde kalan Kâbe’nin bulunduğu Mescid-i Haram’da ziyaretçiler de yağmurun tadını çıkarıyor gibiydi.
O fotoğraf beni 24 yıl öncesine götürdü.
2002 yılında gittiğim hac ziyaretimde mevsim kış, aylardan ocaktı. Bir seferinde bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmura denk gelmiş; aynen fotoğraftaki gibi, bütün hacılarla birlikte ben de Kâbe’nin kuzeybatı yönündeki çatısında biriken yağmur sularını tahliye etmek amacıyla Hicr-i İsmail bölümüne doğru uzanan altın kaplama “Altın Oluk”un, yani Mizab-ı Kâbe’nin altında ıslanmıştım.
Mekke ve Medine’den çekilmiş fotoğraflara bakarken hacda bulunduğum anlar gözümün önüne geldi. Sergi beni bir kez daha aldı, o mübarek yerlere götürdü.
Türkiye’de çok fazla örneği olmayan bu sergide, fotoğrafları gördüğünüzde karelerin hareketli anını izlemek müthiş keyifliydi.
Şüphesiz bir şehrin ruhunu oluşturan unsurlar arasında kültür ve sanat üretimi oldukça önemlidir. Başakşehir Belediyesi bunu her zaman en güzel şekilde ortaya koyuyor.
İşte bu sebeple de Başakşehir, ilklerin ve enlerin şehri.
Belediye Başkanımız Yasin Kartoğlu, Başakşehir’imizi boşuna “Mutluluğun Şehri” olarak tanımlamıyor. Şehir, sadece fiziki yatırımlarla değil; kültürel ve sanatsal çalışmalarla da desteklenerek daha yaşanabilir, daha konforlu bir hâle geliyor.
Açıkçası yazarlık sanatını icra eden biri olarak, küçük kızımın da Başakşehir Belediyesi’nin açtığı Tiyatro Akademisi’nde dört beş yıldır tiyatro sanatını icra ettiği Başakşehir’de yaşıyor olmak bizi ailecek mutlu ediyor.
Hemen hemen belediyemizin her türlü sanat etkinliğine, yazarları okuyucu ve halkla bir araya getirdiği anlamlı programlara katılmaya gayret ediyorum.
Enerjisine hayran kaldığım Başkanımız Yasin Kartoğlu’na, bize İslam dünyasının kalbine farklı bir perspektiften yolculuk yaptıran “Üç Harem: Mekke, Medine ve Kudüs” fotoğraf sergisi için çok teşekkür ediyorum.
Yine böylesi anlam yüklü, birbirinden değerli fotoğraf karelerinin içinde bize Mekke, Medine ve Kudüs’e yolculuk yaptıran fotoğraf sanatının duayeni Engin Uzun’a da ayrıca teşekkür ediyor ve kendisini kutluyorum.
Kutsal mekânların mimari güzelliğinin ötesinde; insanın maneviyatla kurduğu bağı, huzuru ve tefekkürü görünür kılan, fotoğrafın merceğini manevi iklimin derinliklerine çeviren “Üç Harem” fotoğraf sergisi, gezenleri zamanın ve mekânın ötesine uzanan anlamlı bir yolculuğa davet ediyor.
Ayrıca insanı hem görsel hem de duygusal bir keşfe çıkaran “Üç Harem” fotoğraf sergisinde ortaya konulan üç kutsal mekân; farklı zamanlarda ve coğrafyalarda olsa da ziyaret edenleri aynı inancın, aynı duanın ve aynı yönelişin merkezine taşıyor.
Kültür ve sanatın birleştirici gücüne inanarak yapılan böylesi anlamlı sergiler de Başakşehir’imizin başka bir şehir olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
06.06.2026 - 21:08
30.05.2026 - 13:22
23.05.2026 - 23:35
17.05.2026 - 19:01
08.05.2026 - 20:01
01.05.2026 - 22:11
26.04.2026 - 13:16
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir