Türkiye’nin 3. Rahim Nakli Başladı: Hamilelik Mümkün Mü?
Türkiye’nin 3. Rahim Nakli Baş...
16:42İzmir Ve Kütahya’da Orman Yangını: OGM’den 4 Günlük Kritik U...
İzmir Ve Kütahya’da Orman Yang...
15:46Hollanda’da Su Kıtlığı İlan Edildi: Avrupa’da Kuraklık Alarm...
Hollanda’da Su Kıtlığı İlan Ed...
15:32NASA Görüntüledi: Karadeniz Turkuaza Döndü, Renk İstanbul Bo...
NASA Görüntüledi: Karadeniz Tu...
Havran’ı bilmeyenimiz ya da duymayanımız yoktur herhalde. Havran, Birinci Dünya Savaşı’nın Çanakkale Cephesi’nde, var olmakla yok olmak arasındaki ince çizgide ortaya çıkıp 275 kilogramlık top mermisini sırtlayarak Ocean zırhlısını batırmasıyla savaşın kaderini değiştiren Seyit Onbaşı’nın memleketidir.
Birçok kez ziyaret ettiğim Havran, çok eski bir yerleşim yeridir. Şehrin bilinen ilk ahalileri Lelegler ve Pelasglardır. Antik dönemdeki adı “Aureline”dir. Bugün zeytin ve mandalina üretimiyle öne çıkan Havran’ı insanlar çoğunlukla Seyit Onbaşı’nın kabrini görmek için ziyaret ediyor. Altın ülkesi olarak da anılan Havran; tarihî sokakları, Osmanlı döneminden kalma cumbalı evleri ve kültürel mirasıyla adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Burada her adımda geçmişin izini sürmek mümkün. Özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Seyit Onbaşı Müzesi’ne dönüştürülen Terzizade Konağı ile Kent Müzesi olan Hocazade Konağı, ilçenin tarihine ışık tutan yapılar arasında yer alıyor.
Bugünkü yazımda sizlere Hocazade Konağı’ndan ve onun asıl sahibi Fatma Hanım’dan bahsedeceğim. Kafkas göçmeni bir aileye mensup olan ve 2006 yılında Havran’da kaymakamlık yapan Fatih Genel, “Az Daha Çoktur” isimli kitabında bu konağın müzeye dönüştürülüş hikâyesinden bahsediyor. Konağın asıl sahibi ise Fatma Özgönül Denizer Us Budaras’tır.
Göreve başladığı günlerde gözüne burayı kestiren ve bu konağı devlete kazandırıp müze hâline getirmek adına girişimlerde bulunan Fatih Genel, “Fatma Ablamız” diye hitap ettiği hanımefendiden burayı talep eder. O dönemde rahatsız olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyleyerek bu talebe cevap veremeyen Fatma Hanım, ameliyat sonrasında iyileşince Kaymakam Fatih Genel’in talebini kırmaz ve konağı kültür merkezi olarak kullanılmak üzere devlete bağışlar.
Havran’ın en görkemli konaklarından biri olan Hocazade Konağı, 1912 yılında Hocazade Abdurrahim Efendi tarafından, 1.900 m²lik alanda; 800 m²si ev, 1.100 m²si bahçe olmak üzere üç katlı olarak yaptırılmıştır. Zemin katı taş ve tuğla karışımı, diğer katları ise yalnızca tuğladan inşa edilen konağın 13 odası, iki odalı mutfağı, iki tuvaleti, bir hamamı ve külhanı bulunmaktadır.
Hocazade Abdurrahim Efendi Konağı 101 yıllık bir konaktır. Hocazade Abdurrahim Efendi burada 20’ye yakın insanla hayat sürmüş. Konak, Hocazade Abdurrahim Efendi’den sonra akrabası olan Fatma Özgönül Denizer Us Budaras Hanımefendi’ye miras kalmış. Fatma Hanım, yaklaşık üç yıl bu konakta oturduktan sonra burayı terk etmiş ve Fatih Genel’in Havran’da kaymakamlık yaptığı dönemde, onun girişimleriyle kültür merkezi yapılmak üzere devlete bağışlamıştır.
Böyle anlamlı bir bağış yapan Fatma Hanım kimdir, ona bakalım. Kaymakam Fatih Genel’in kitabında yer verdiği bilgilere ve Fatma Hanım’ın kendi ifadesine göre Fatma Hanım, Kafkas Kartalı Şeyh Şamil’in yardımcısı Hitinav Musa’nın anne tarafından özbeöz torunudur. Baba tarafından da Kuvayımilliye Komutanı Muammer Bey’in öz torunudur. Yani anlayacağınız, kök sağlam.
Havran Kent Müzesi olarak hizmet veren Hocazade Konağı; Havran’ın binlerce yıldır yaşadığı değişim ve gelişimi gözler önüne seren, Antik Çağ’dan Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine uzanan, görsel ve metinsel anlatımlarında özellikle halk dilinin kullanıldığı bir kültür merkezidir.
İlçenin tarihini, kültürünü, sosyal hayatını, sanayi ve ekonomik zenginliğini tanıtarak ortak kültürü bir çatı altında toplayan müzede, görsel metinlerdeki anlatımlar tarihî objeler, eşyalar, malzemeler ve siyah-beyaz fotoğraflarla desteklenmiştir. Müze, Havran’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 95. yıl dönümü olan 8 Eylül 2017 tarihinde hizmet vermeye başlamıştır.
Müzenin giriş katında, Antik Çağ’da ve Osmanlı kaynaklarında “Havran” adının kökeni, tarihten günümüze yeme-içme kültürü, nişan, düğün ve evlenme gibi merasimlerin ritüellerini ortaya koyan anlatımlar sergilenmektedir.
Girişin solunda yer alan yatak odasında, çift kişilik bir karyolanın yanı başında ahşap bir bebek beşiği bulunuyor. Duvardaki gömme dolabın yanı sıra, soğuk kış gecelerinde odayı ısıtmak için kullanılan küçük, dökme bir odun sobası da yer alıyor.
Yirmi üç basamaklı ahşap bir merdivenle çıkılan ikinci katta, duvarlara monte edilmiş cam dolapların içerisinde bir zamanların önemli savaş aletlerinden olan çakmaklı tüfekleri gören insan, tarihe doğru bir yolculuğa çıkıyor. Yine duvarlardaki panolarda, bir zamanlar Hocazade Konağı sakinlerinin hayat hikâyeleri anlatılıyor.
On dört basamaklı taş merdivenlerden inilen zemin katta ise antik eşyalar sergileniyor. Zemin katın bir bölümünde nalbant malzemeleri bulunuyor.
Tarihî, sanatsal ve kültürel boyutlardaki önemli birikimlerin sergilendiği ve gelecek kuşaklara aktarıldığı Hocazade Konağı Müzesi’nin bugünkü hâline gelmesinde büyük emeği olan, 2006 yılında ilçede kaymakamlık yapan Fatih Genel’e ve konağı devlete kazandırmak amacıyla bağışlayan Fatma Özgönül Denizer Us Budaras Hanımefendi’ye kalbî teşekkürlerimi iletmeyi bir borç bilirim.
18.07.2026 - 14:02
03.07.2026 - 22:42
27.06.2026 - 01:28
20.06.2026 - 08:41
12.06.2026 - 00:41
06.06.2026 - 21:08
30.05.2026 - 13:22
23.05.2026 - 23:35
17.05.2026 - 19:01
08.05.2026 - 20:01
01.05.2026 - 22:11
26.04.2026 - 13:16
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir