Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
Peygamber Sünneti Denen O Masum Kelime Neymiş?
Peygamber Sünneti Denen O Masum Kelime Neymiş?

Doğa, bazı sürprizlerini kutsal bir kılıfa sokarak sunmayı sever. Toplumun en mahrem köşelerine sinmiş, nesilden nesile fısıltıyla aktarılan bir cümledir bu: “Oğlumuz peygamber sünnetli doğmuş.” söylenişinde bir gurur, bir teslimiyet, hatta bazen bir şükür vardır. Sanki Allah, o çocuğu daha doğmadan sünnet etmiş, ona özel bir dokunuş yapmıştır. Ne kadar masumca ne kadar güzel değil mi?

Tek sorun, bunun benzetme olarak kullanılması…

Tıp dilinde bu durumun adı Hipospadias. Yani idrar deliğinin pipinin ucunda değil, alt tarafta olması; bazen başın hemen altında, bazen ortada, bazen de kök kısmına yakın bir yerde açılması. Halkın “yarım sünnet” ya da “doğuştan sünnet” dediği şeyin ta kendisi. Ama unutmayalım: Doğuştan gelen bir görünüm ile doğuştan yapılan bir ameliyat aynı şey değildir. Sünnet, bir tercihtir, bir ibadettir, bir ritüeldir. Hipospadias ise bir gelişimsel farklılıktır. İkisini birbirine karıştırmak, yağmurla duşu karıştırmak gibidir: Dışarıdan benzer görünebilir, ama içindeki mekanizma bambaşkadır.

Peki Neden “Peygamber Sünneti” Denmiş?

Çünkü hipospadiaslı bir bebekte sünnet derisi (prepisyum) normalde olduğu gibi pipinin başını sarmaz. Sadece üst tarafta bir başlık, bir “kapüşon” gibi toplanmış halde kalır. Alt taraf ise açıktır. Bu görünüm, dikkatli bakmayan bir göze sanki bebek önceden sünnet edilmiş izlenimi verir. Ve insan zihni, bilmediği bir şeyi açıklamak için en yakın, en güvenli, en kutsal kavrama sarılır. “Peygamber sünneti” işte bu yüzden doğmuştur: Korkuyu sevince, bilgisizliği teslimiyete, tıbbi durumu ise hayra yorma isteğine dönüştüren bir halk söylencesi. Rivayet mi, gerçek mi bilemiyorum.

Oysa doğruyu söylemek gerekirse: Hipospadias, peygamberlerle ilgisi olmayan, tamamen embriyolojik bir durumdur. Rahim içinde, bebek 8-14. haftalar arasındayken, üretranın (idrar kanalının) tam kapanmaması sonucu ortaya çıkar. Yani doğa, o ince kanalı örmeyi bir yerlerde unutur, pipinin ucuna doğru idrar yolunun yolculuğunu tamamlamasına bir şeylerin izin vermemesi sonucunda hipospadias çeşitlilikleri ortaya çıkar, işeme kanalının ağzı başka bir yerde yerleşik olarak karşımızdadır artık. Buna kutsal bir anlam yüklemek, kelebeğin kanadındaki simetri hatasına da “melek dokunuşu” demek gibidir. Şiirseldir, Güzel yakıştırmalar yapılır evet. Ama bilimsel değildir.

Halkın Masumu, Tıbbın Vakası

Şimdi gelelim işin can alıcı noktasına: Bu “kutsal” isimlendirme, bazen iyi niyetli bir cehalete dönüşerek çocuğun gerçek tedavisini geciktirebiliyor.

Diyelim ki bir ailenin çocuğu hipospadiaslı doğdu. Aile büyükleri “Peygamber sünnetli maşallah, sünnete bile gerek yok” diyor. Doktora gitmeye gerek görmüyorlar. Çocuk büyüyor, işerken eğrilik var, pantolonu ıslanıyor, ayakta işeyemiyor, ileride sertleşme sorunu yaşayabiliyor, evlendiğinde meni tam yerine gitmediği için çocuk sahibi olamıyor. Çocuklar böyle büyüdüğünde erişkinlik çağlarında estetik kaygıları ortaya çıkabiliyor. Ama kimse “Acaba o meşhur peygamber sünneti bir sorun mu?” diye sormuyor. Çünkü soru sormak, kutsal olana saygısızlık gibi mi geliyor acaba?

Oysa hipospadiasın hafif olduğu vakalarda gerçekten müdahale gerektirmeyebilir. Ama orta ve ağır vakalarda kesinlikle ameliyat şarttır. Ve bu ameliyat, sünnet gibi basit bir işlem değildir. Ben bu ameliyatı iğne oyası yapılırken ki titizliğe benzetmekteyim. Çocuk ürolojisi uzmanları, oluşmamış deliğin yerini tespit edip yeniden oluşturduğu pipinin içindeki idrar yolunu olması gereken yere taşımak için mikrocerrahi marifetlerini konuştururlar. Bazen pipinin eğriliğini düzeltmek için de ek işlemler yapılır. Yani ortada ne bir peygamber dokunuşu vardır ne de doğanın kutsal bir hediyesi. Ortada, doğru ellerde tedavi edilmesi gereken bir tıbbi durum vardır.

Küçük Bir İstatistik: Ne Kadar Yaygın?

Her 250 erkek bebekten birinde görülür. Tahmin edebileceğinizden çok daha fazla. Yani bir okulda, her sınıfta ortalama bir çocuk bu durumla doğmuştur. Ama kimse bilmez. Çünkü soyunma odalarında “Ben peygamber sünnetliyim” diyen çocuk, bir kahraman gibi karşılanmaz. Daha çok “Eee, ne var yani?” muamelesi görür ya da alay konusu olur. O yüzden herkes susar. Ve suskunluk, bilgiyi değil, yanlış bilgiyi besler.

Peki Ne Yapmalı?

Önce şunu netleştirelim: Bir bebekte hipospadias varsa, bu acil bir durum değildir. Ameliyat genelde 6-18 ay arasında yapılır. Öncesinde panik yapmaya gerek yoktur. Ama mutlaka bir üroloji uzmanına görünmek gerekir. İkincisi, çocuk kesinlikle sünnet edilmemelidir ameliyattan önce. Çünkü o sünnet derisi, cerrahın yeni bir idrar kanalı yapmak için kullanacağı en değerli dokudur. Onu kesip atmak, operasyonu imkânsız hale getirebilir ya da çok daha zorlaştırabilir. Üçüncüsü ve en önemlisi: Bu “peygamber sünneti” masalından kurtulmamız şart. Çocuğa bir iyilik yapıyormuş gibi hissederek ona kutsal bir etiket yapıştırmak, belki de onun ileride yaşayacağı zorlukları görmezden gelmeye davetiye çıkarır. Sevgi, bir sorunu kutsallaştırmak değil; tam olarak anlayıp, gerekeni yapmaktır. Ama üçüncü şık tarihten gelen bir söylence olduğu için kafalardan atmak kolay değildir…

Doğa Ne Diyor?

Doğayı dinliyorsak, doğanın mükemmel olmadığını da duymamız gerekir. Doğada milyonlarca çeşitlilik vardır. Her çiçek simetrik değildir, her kuşun gagası aynı eğrilikte değildir, her erkek bebek de aynı anatomide doğmayabilir. Hipospadias, bir lanet değildir, bir kusur da değildir. Sadece bir farklılıktır. Bu farklılık, ancak doğru bilgiyle yönetildiğinde sorun olmaktan çıkar.

Evet, halkın peygamber sünneti dediği şeyin arkasında bir gerçek var: O çocuk, doğuştan sünnetli görünüyor olabilir. Ama tıbben sünnetli değildir. Ve o görünümün arkasında, bazen sadece estetik bir fark, bazen de cerrahi müdahale gerektiren bir işlev bozukluğu yatıyor olabilir. Bunu ayırt etmek için uzman doktorlara ihtiyacımız var.

Velhasıl

“Peygamber sünneti” masum bir isimdir. İyi niyetlidir, sevgi doludur. Ama yanlıştır. Yanlış olan bir şeyi ne kadar sevimli adlandırırsak adlandıralım, gerçek değişmez. Hipospadias, cerrahi gerektiren bir durumdur. Bunu kutsallaştırmak, çocuğa yapılacak büyük bir iyilik değil, aksine ona yapılacak en büyük haksızlıktır.

Doğayı dinleyelim elbette. Ama doğa der ki: “Ben bazen deliği yanlış yere açarım. Sen de gel, onu doğru yerine taşı. Sonra da adını koy: Bu, bir mucize değil, bir imkândır.”

Çocuklarımıza kutsal yalanlar söylemek yerine, onlara doğruyu anlatalım. Onlar büyüdüklerinde “Peygamber sünnetli” diye utançla ya da gururla değil, “Hipospadiaslıydım, tedavi oldum, şimdi çok iyiyim” diyebilsinler.

Sağlık, bilgiyle başlar. Biraz da deliklerin doğru yerde olmasıyla.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…. Sevgiyle Kalın…

Prof. Dr. Ali AYYILDIZ

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !