Para Piyasası modülü kapalı
x

Son Dakika Haber Gönder Video Yazarlar Künye İletişim
Tarihin Tekerrür Eden Dersi: Pandemiler ve İnsanlık
Tarihin Tekerrür Eden Dersi: Pandemiler ve İnsanlık

Her yıl 27 Aralık’ta kutlanan Uluslararası Pandemi Hazırlık Günü, insanlığın en eski ve en yıkıcı düşmanlarından biriyle – salgın hastalıklarla – mücadele konusundaki kolektif hafızamızı ve hazırlık irademizi yeniden canlandırmayı amaçlıyor. 2020’de Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınan bugün, COVID-19 pandemisinin gölgesinde doğdu, ancak mesajı insanlık tarihi kadar eskidir.

Tarihin Tekerrür Eden Dersi: Pandemiler ve İnsanlık

Tarih, pandemilerin medeniyetleri şekillendiren güçler olduğunu gösteriyor. MÖ 430’da Atina Vebası, Atina’nın altın çağını sonlandırırken, Jüstinyen Vebası Bizans İmparatorluğu’nu derinden sarstı. 14. yüzyıldaki Kara Ölüm, Avrupa nüfusunun üçte birini yok ederek feodal sistemin çöküşünü hızlandırdı ve Rönesans’a giden yolu açarak yeni bir yüzyılın doğumuna neden olan faktörlerden biriydi. 1918 İspanyol Gribi ise Birinci Dünya Savaşı’ndan daha fazla can aldı.

Bu gibi bilinen ve bilinmeyen birçok örneğin olduğu malumunuzdur. Bu tarihsel olayların ortak noktası, toplumların genellikle hazırlıksız yakalanmaları ve salgın sonrasında da köklü değişimlere gitmeleriydi. Kara Ölüm’den sonra halk sağlığı önlemleri gelişmeye başladı, karantina uygulamaları doğdu. İspanyol Gribi, epidemiyolojinin ve halk sağlığı sistemlerinin modernleşmesine katkı sağladı.

Tarih bize iki şeyi öğretiyor: Pandemiler kaçınılmazdır ve onlardan ders almak zorundayız. Bunun için temel eğitim dahil olmak üzere tüm toplumun sürekli eğitiminden geçer. Buna ilaveten zorunlu hüküm ve koşullar getirilmeli, yasal mevzuatlar devamlı güncellenmeli, bilimsel yöntemler kullanılmalı, aşı karşıtlarının hassasiyetleri de göz önünde tutularak toplum bağışıklığının önemli olduğunu örneklerle vurgulamak ve terazinin dengesinin bozulmayacağı bir aşı ortamı yaratılmalı, bireylerin ve toplumun beslenme modelleri pandeminin zararlarını minimal düzeyde tutmak için devlet ve toplum destekli olarak yine bilimsel metotlarla yeniden düzenlemelidir. Bunları sadece pandemi gelecek diye değil, aslında tüm yaşamımız boyunca rehber edinmekle sağlıklı ve kolayca yıkılmaz nesiller yetiştirmek mümkündür.

Bilimin Işığında Hazırlık

21. yüzyılın pandemilerle mücadelesi, bilimsel ilerlemelerle şekilleniyor. COVID-19 pandemisinde mRNA teknolojisiyle rekor sürede geliştirilen aşılar, insan zekâsının ve bilimsel işbirliğinin, bitmek bilmeyen tartışmaların olmasına rağmen, neler başarabileceğini gösterdi. Ancak pandemi aynı zamanda küresel sağlık sistemlerindeki eşitsizlikleri, yetersizlikleri ve hazırlık eksikliklerini de acımasızca ortaya çıkardı. Son dönem bilimsel çalışmaların getirdiği aşılar, klasik aşılara göre daha pahalı olması ve dünyadaki toplumların bu aşılara ulaşmasının zaman zaman zorluklar içermesi ve devletlerin bu yüklerin altında ezilmesi gibi birçok neden bulunmaktadır. Ama tarihsel süreçler içinde yaşanan pandemilerin önümüzdeki dönemlerde de yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Bugün bilim bize şunu söylüyor: Bir sonraki pandemi sadece bir “olasılık” değil, bir “kesinlik.” Dünya nüfusu artıyor, globalleşme tüm hızıyla devam ediyor, ulaşım oldukça kolaylaşıyor. İklim değişikliği, artan kentleşme, hayvan ekosistemi ile insan etkileşimindeki değişimler ve küresel seyahatin yoğunluğu, hayvanlardan insanlara geçen hastalıkların yayılma riskini artırıyor. İnsanoğlu çevre ve doğal yaşamı tehdit ederek yaşamına kalite katması için ardında bıraktıklarını görmüyor: Bu davranışlar hayvanları yaşam alanlarından söküp atmakta ve başıboş hale getirerek insanlarla daha fazla temas kurmalarına yol açmaktadır. Bu nedenden dolayıdır ki maalesef, Dünya Sağlık Örgütü’nün “Disease X” olarak tanımladığı, bilinmeyen bir patojenin neden olabileceği gelecekteki pandemi tehdidi sürekli gündemde.

Bu nedenle Uluslararası Pandemi Hazırlık Günü’nün bilimsel mesajı açık: Proaktif olmalıyız. Reaktif değil. Bu, sadece aşı ve ilaç stoklamak değil, erken uyarı sistemleri geliştirmek, genomik izleme kapasitelerini artırmak, sağlık çalışanlarını eğitmek ve sağlık altyapısını güçlendirmek anlamına geliyor. Bu adımları ve hazırlıkları çoğaltmak mümkün…

Popüler Kültürün Yansımaları ve Kamuoyu Algısı

Pandemiler uzun zamandır popüler kültürün de konusu. Mary Shelley’in “Son İnsan”ı, Albert Camus’un “Veba”sı, Steven Soderbergh’in “Contagion” filmi veya daha yakın zamanda “The Last of Us” dizisi, salgın korkularımızı ve hazırlıksızlık senaryolarımızı yansıtıyor. Bu eserler sadece kurgu değil, aynı zamanda toplumsal psikolojimizin ve kolektif korkularımızın da bir göstergesi.

COVID-19 belleklerimizde tazeliğini sürdürmekte. O dönemdeki 2 yıllık süre içinde tüm yaşantımız, alışkanlıklarımız, eğitimlerimiz, ilişki modellerimiz, beslenme, bilim ve teknolojik iletişim ve ilerlemeler gibi birçok argüman değişmiş durumda…

COVID-19 sonrası dünyada ise “pandemi hazırlığı” kavramı kamuoyunda daha somut bir yer edindi. Maskeler, sosyal mesafe, karantina uygulamaları artık soyut terimler olmaktan çıktı. Ancak pandeminin etkisi azaldıkça, insan psikolojisinin doğal bir eğilimi olan “normale dönme” isteği, hazırlık çabalarını gevşetme riski taşıyor. İşte 27 Aralık gününün bir diğer amacı da toplumsal hafızayı canlı tutmak ve “bir daha asla” diyebilmek için gereken kollektif iradeyi beslemektir.

Küresel Dayanıklılık İçin Yapı Taşları

Pandemi hazırlığı, bir ülkenin sınırları içinde başarılamayacak küresel bir görevdir. Bir patojen, modern ulaşım ağları sayesinde 48 saat içinde dünyanın herhangi bir noktasına ulaşabilir. Bu nedenle dayanıklılık, küresel işbirliğine dayanır.

Bu işbirliğinin temel taşları şunlardır:

  • Veri ve bilgi paylaşımı: Gerçek zamanlı veri paylaşımı, salgınları başlangıç noktasında kontrol altına alabilir.
  • Eşit erişim: Aşı, tedavi ve tanı araçlarına dünya çapında adil erişim sağlanmalı. Hiç kimse güvende değilse, herkes risk altındadır.
  • Kapasite geliştirme: Tüm ülkelerin, özellikle de kaynakları sınırlı olanların, erken uyarı sistemleri ve temel sağlık altyapısı güçlendirilmeli.
  • Disiplinler arası yaklaşım: Sağlık, çevre, tarım, ekonomi ve sosyal bilimler gibi disiplinler koordineli olarak bir arada çalışmalı. Sağlık tektir. Yani her şeyin başı sağlıktır metaforu ile “Tek Sağlık” yaklaşımı, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirine bağlı olduğu gerçeğinden hareket eder. Bu nedenle multidisipliner yaklaşım asla ve asla göz ardı edilmemelidir.

Sonuç: Bir Miras ve Sorumluluk Günü

Uluslararası Pandemi Hazırlık Günü, tarihsel süreçleri gözden geçirmek yetmemekle birlikte ders almanın gerekliliği ve bilimsel incelemelerin ışığında, sadece geçmiş pandemileri anmak değil, geleceği inşa etmekle ilgilidir. COVID-19, tarihteki son pandemi olmayacak. Ancak tarihten farklı olarak, bugün bilgi, teknoloji ve küresel işbirliği imkânlarımız var.

Bugün için, her birimize düşen sorumluluğu tekrardan hatırlatıyorum: Sağlık sistemlerini güçlendirmek için savunuculuk yapmak, bilime dayalı politikalara destek vermek, toplum içinde doğru bilginin yayılmasına katkıda bulunmak ve küresel dayanışmanın bir parçası olmak…

Hazırlık, pandemi geldiğinde değil, gelmeden önce başlar. 27 Aralık, bu hazırlığın sadece bir gün değil, her gün devam eden bir taahhüt olduğunu hatırlama günüdür. İnsanlık olarak en iyi yatırımımız, bir sonraki fırtınaya hazırlanmak ve hiç kimseyi geride bırakmadan, daha dayanıklı bir dünya inşa etmektir. UNUTMAYALIM…

Sevgi ve Saygılarımla…

Bir Sonraki Yazımda Görüşmek Dileğimle…

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !