Antalya, Çanakkale ve Balıkesir’de Yangın Alarmı: Son Durum...
Antalya, Çanakkale ve Balıkesi...
20:37Yerli Kalp Akciğer Makinesi LIFELINE HLM İlk Ameliyatını Baş...
Yerli Kalp Akciğer Makinesi LI...
20:23Antalya Kavruluyor: Yüksek Nemle Birlikte Hissedilen Sıcaklı...
Antalya Kavruluyor: Yüksek Nem...
20:09B Reçete Sistemi 1 Temmuz’da Türkiye Genelinde Başlıyor
B Reçete Sistemi 1 Temmuz’da T...
Uzakta bir köy var.
Gerçekten.
Panoramik bakıldığında cennetten bir köşe.
Elvan elvan bitki örtüsünün sarıp sarmaladığı,
sarp dağların kuşattığı, masmavi, duru, kıvrım kıvrım akan ırmağın kıyısında bir köy.
Sakarya değil.
Bir vâhâ.
Bu köye,
sağı solu yemyeşil çimlerle bezeli, pürüzsüz asfalt bir yol ile varıldığını,
günümüz teknolojisinin her imkânının rahatlıkla elde edilebildiğini düşünün.
Böylesi pastoral bir hayata özlem duymayanımız yoktur.
Alp Dağları’nın etekleri vurur aklımıza.
İçinizi ısıtan bu hülyadan sizi uyandırayım.
Bahsi geçen köy,
tabiatı o denli güzel olmasına karşın en yakın yerleşim yerine yedi saat uzaklıkta.
Bir yol düşünün.
Sarp dağların eteğinde, uçurumlar boyunca yılankavi uzayan ve tek bir aracın sığabildiği engebeli ve dünyanın en tehlikeli yollarından biri.
Alternatif bir yol daha var.
Yüklü bir merkebin, ardı sıra yaya tek bir insanın sığabildiği genişlikte “ölüm yolu”,
nam-ı diğer “Eşek Yolu”..!
Araya bir anekdot:
Bolivya’nın dağlık köyüne ulaşımı sağlayan asfalt yolun tamamlanması sonrasında yapılan bir röportajda “yerli kadın”ın kısa ve öz cevabı kulağımdadır:
...... ......
Kaldığımız yerden..
Altmışlı yıllarda devlet, daha büyük köyler oluşturmak adına taşradaki bu insanları göçe zorlamış.
Aslına bakıldığında, makul gerekçeleri var devletin.
İnsanları bir araya getirerek kamu hizmetlerini daha az maliyetle sunmak.
Taş yerinde ağır ya.
Devletin bu baskısı 99 yılında sona erince, o günden bugüne muhtarlık yapan zatın öncülüğünde bu köy tekrar mamur hâle geliyor.
Herkes kendi sılasına hasret.
Kızıl Elma’sına,
İtaki’sine,
Maçin’ine.
Hayat da bir sıla hikâyesi değil mi..?
Ana rahminden “Sadık Yar” toprağın kucağına.
..... .....
Medeniyete ait tek bir radyonun olduğu,
aydınlatmanın sadece mum ışığıyla sağlandığı,
sadece tarım ve hayvancılıkla kendine yeten,
yetmeye çalışan,
“kapalı ekonominin” hüküm sürdüğü,
yazın yüz hâne, kışın otuz hâneyi barındıran,
sekiz ay dış dünyaya kapalı,
böylesi bir köyü tekrar âbad etmek başka nasıl izah edilebilir ki..?
Kavafis’in “Bu Şehir” adlı şiiri daha bir anlam kazandı gözümde.
“Kuş uçmaz kervan geçmez” bir köy tasviridir bu.
Her yolun bir yılanı, her kayalığın bir çiyanı vardır.
Bundan on beş yıl önce kaçakçıların baskınına uğrar.
Silah sesleriyle uyanan köylülerle kaçakçılar arasında çıkan çatışmada, yanlış duymadınız, tam otuz köylü ölüyor.
Sarp dağlar ve kayalıkların kendisine benzettiği bu insanlar dimdik duruyor.
Yerinden ığramıyor.
Soğuk kış gecelerinde büyüklerimiz anlatsa, inanılması güç; bizleri düşler âlemine ve tatlı bir uykuya sürükleyen bir masal sanki.
“Coğrafya kaderdir.” Bir kez daha idrak etmiş oldum.
Zor zamanlarda güçlü insan,
rahat zamanlarda güçsüz insan..!
Modern göçerler olan bizler, mukayese edilemeyecek “refah”a kavuşmuş olan bizlerin arasında yitirdiği “huzur”u bulan var mı?
Vardır elbet.
Lakin bu ben değilim.
Mahkûmu olduğumuz,
toprakla bağımızı kesen asfalt, beton ve de “kaldırımlar” üzerinde
prangalı bir yaşam.
Açık hapishane “mahkûm”ları,
“bir avuç” toprağa hasret.
İnsanoğlunun gözünü bir avuç toprak doyurur.
Bu bunalıma bir fıkra gider:
Deli, bulunduğu hastanenin gözenekli tellerle çevrili bahçesinde gezinirken, tellerin ardında birinden sigara ister.
“Akıllı” olan sorar:
Cevap sorudan ibarettir:
...... .....
Nasıl bir köy ama?
Kırgızistan’da atasözü gibi bir deyim:
“Yoksa bir işin,
Zardal’da var ne işin.”
İzledim.
Onlar adına değil, kendi adıma hüzünlendim.
Simurg’a varmadan sonu morg olmamak.
Ne çetin bir yol..!
İrfani
Not: İzlediğim TRT Belgesel yapımı “Doğunun Kayıp Silüetleri: Zerdali Köyü” üzerine kaleme alınmıştır.
26.06.2026 - 21:10
18.06.2026 - 19:57
13.06.2026 - 15:36
26.05.2026 - 20:32
21.05.2026 - 22:31
10.05.2026 - 23:14
17.04.2026 - 22:01
10.04.2026 - 22:00
25.03.2026 - 20:09
17.03.2026 - 12:54
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir