Bakanlık Hileli Gıdaları Açıkladı: Kıyma, Yoğurt, Sucuk Ve B...
Bakanlık Hileli Gıdaları Açıkl...
19:3935 İlde Hava Alarmı: Hangi İller Risk Altında?
35 İlde Hava Alarmı: Hangi İll...
19:35Muğla Menteşe’de Yangın Ormana Sıçradı: 14 Hava Aracıyla Müd...
Muğla Menteşe’de Yangın Ormana...
19:12İspanya Yangınlarında Bilanço Ağırlaştı: Yaklaşık 73 Bin Kiş...
İspanya Yangınlarında Bilanço...
Ah yalan dünyada, yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada
N. Ertaş
Tarih: 1928
Yaklaşık yüzyıl önce.
İki kişi arasında geçen konuşmanın mekânı “bar”dır.
TDK’ya göre bar:
Bugün için bile toplumun kısıtlı bir kesiminin yaşam rutini.
“Bu adam ne geveleyip duruyor?” dediğinizi duyar gibiyim. Ağzındaki baklayı çıkarsa ya!
Hakkı âliniz var.
....
İki kişi arasındaki konuşmayı,
“Garden Bar’da Konuşan İki Adam”
başlıklı kısa edebî denemede okudum:
Birebir naklediyorum:
...
Bu deneme, ilk baskısını 1928’de yapan Ahmet Haşim’in “Bize Göre” isimli, gazetede tefrika edilen yazılarından müteşekkil kitabındaki bir makale.
Merakımı ilk celbeden, o tarihlerde İstanbul’da bar var mıydı?
Biraz araştırınca, yazarın Paris izlenimlerine ait makaleler olduğunu öğrendim.
Paris ziyareti sırasındaki bir gözlemini basit bir diyalog şeklinde aktarmış Ahmet Haşim.
.....
Ahmet Haşim, o zamanın okumuşları arasında, hatta yakın zaman sol aydınlarına göre Arap asıllı oluşu nedeniyle “beyaz Türk” kategorisine girememiş biri.
Şiirde anlamı değil, ahengi ön plana alması nedeniyle de “Garip” akımı tarafından arkaik ve eski kafalı olarak ti’ye alınmış.
Orhan Veli, “Eskiler Alıyorum” şiirini;
Ahmet Haşim’in “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirinin son dizesindeki;
“Göllerde bu dem bir kamış olsam”a
istihfaf naziresi olarak şu dizeyle bitiriyor:
“Bir de rakı şişesinde balık olsam.”
“Kitabe-i Seng-i Mezar” şiirinin bu başlığının bizzat kendisi bir gönderme.
......
Zihnimde;
Gelenekselci ve tabii ki Arap asıllı olması nedeniyle de hasbelkader muhafazakâr biri olarak yer etmiş.
Meğer Paris’te fink atması, yetmiyormuş gibi barlarda takılması ne yalan söyleyeyim ezberimi bozdu.
Değme liberalleri yaya bırakırmış!
Ben bu yaşımda hâlâ Paris’e gitmedim. Gitsem de gözlem için bile olsa barlara takılma olasılığım çok düşük.
Kendi adıma ön yargılardan ve peşin hükümlerden mümkün olduğunca kaçınmam gerektiğini öğrenmiş oldum.
Farkındayım.
Ahmet Haşim’i tahlil ederken kendimi ele veriyorum.
Aslında yazıyor olmanın belki de bu yanı kışkırtıcı.
Az şey mi?
......
Denemedeki ironik diyaloğu günümüz üzerinden okumaya çalışmak da bayağı eğlenceli geldi bana.
O yılların Paris barlarında;
Kadınların kendilerini makyajlayarak örttüklerinin, deyim yerindeyse “kamufle” ettiklerinin ve gerçekte göz boyadıklarının parodisi yapılıyor.
......
O günden bugüne geldiğimizde kozmetik alanında ciddi bir inkişaf yaşandı.
İnsanoğlu iç dünyasını zenginleştirmek bir yana;
dış görünümü için elinden geleni ardına koymuyor!
Bar’daki diyalogdan;
O zamanlar daha çok yaşı geçkin bayanların kendilerini gençleştirmeye çalıştığını anlıyoruz Paris’te.
Günümüzde ise;
Neredeyse ergenlik başlar başlamaz aynalarla barışık olmayan bir nesil var.
O kadar ki makyaj öncesi ve sonrası iki farklı kişilik!
Sosyal medyada bu durumu görsel içerikle destekleyen bir paylaşımın sonundaki iki kelimelik saptama çok çarpıcı:
“Nitelikli dolandırıcılık!”
.....
Muhafazakâr kesim ise yıllarca süren ötekileştirilme ve mağduriyet sonrasında tüketim toplumu dinamiklerine maalesef dayanamadı!
Versace’dan Nursace’a, İmannoor’a evrildi.
Dini kavramların çoğu, içi boşaltılıp “marka”ya dönüştürüldü!
Demek ki neymiş:
Yasaklama kalktığında idealler değil arzular belirleyici oluyor!
Komünizm dinsizliktir yaftasıyla Müslümanların zihninde zerre yer bulamazken;
kapitalizmin en vahşi formu neoliberalizm, muhafazakâr iktidarın açtığı “mukaddes” yolda gündelik ve sosyal hayatta içselleştirilirken hiç de yabancılık çekilmedi.
Hatta boynuz kulağı geçti.
Globalleşen dünyanın neoliberal ikonik merkezlerinin İslam coğrafyasında neşvünema bulması, günümüz jeostratejik hâl-i pürmelâlini de ortaya koyması bakımından oldukça manidardır.
Dubai, Abu Dabi, postmodern Mekke ve Suudi Arabistan...
Sahi, Siyonizm’i hâlâ İsrail’den ibaret kabul eden safdil kalmış mıdır?
......
Makyajla bitse bir nebze. Dökülünce foyası meydana çıkar nasıl olsa!
Asıl geri dönülemez nokta, mesleki deformasyonun güncel tatminsizlik ve kendiyle barışık olmama hâli ile karşılaşması sonrasında çılgınlığa varan estetik furyası!
İnsanlığın yararına olması amaçlanarak gerçekleştirilen çoğu bilimsel atılım maalesef şeytani aklın galebe çalması sonucunda trajedi, en hafif tabirle istismar ile sonuçlandı.
Atomun parçalanması başlangıçta enerji darboğazına yönelik bir motivasyonla ilgiliyken “nükleer savaş” riskini ön plana aldı.
Hatta İkinci Dünya Savaşı sırasında “barış” bahane edilerek insan hiçlendi.
Tıbbi gelişmeler noktasında plastik cerrahi, başlangıçta mikrocerrahinin ilerlemesi sonrasında yaşamsal organların tekrar sağlığına kavuşturulması adına devrim niteliğinde bir alan açmasının ardından;
günümüzde neredeyse sırf kozmetik amaçlı seçilir bir dal hâline geldi.
Hiçbir tıbbi deontoloji, dinî ya da etik kaygı taşımaksızın günün tüketim toplumuna özgü, sadece arz ve talebin belirleyici olduğu bir “sektör” hâline evrildi.
Önceden “haute couture” elbise siparişi verilirdi.
Şimdilerde birbirinin fotokopisi Frankenstein’ları sürüme sokarken, kolay yoldan cukkasını dolduran şarlatanlardan geçilmez oldu.
Bu minvalde;
güncel en önemli sorun, insanoğlunun şirazesini kaybetmesinin son kertesinde “yapay zekâ”nın gelecek öngörüsünün yarattığı tedirginlik!
İfrat ve tefrit arasında salınan sarkaç ne zaman “vasat”ta duracak?
Şimdilik hem birey olarak hem toplumsal olarak;
Eduardo Galeano’dan ödünçle “Gezegenimiz, yegâne evimiz” dünya isimli gemide yol alırken;
maskeli balo esrikliğiyle bodoslama, keskin kayalıklara doğru yol alıyoruz.
Son anda dipte bir umut ihtimalini tahayyül etmek de olmasa!
Çıldırmamak işten değil.
Ahmet Haşim bugünleri görseydi denemesini o kadar kısa keser miydi?
24.07.2026 - 17:49
21.07.2026 - 13:28
16.07.2026 - 19:15
13.07.2026 - 14:15
07.07.2026 - 22:17
26.06.2026 - 21:10
18.06.2026 - 19:57
13.06.2026 - 15:36
26.05.2026 - 20:32
21.05.2026 - 22:31
10.05.2026 - 23:14
17.04.2026 - 22:01
05.04.2026 - 15:29
25.03.2026 - 20:09
17.03.2026 - 12:54
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir