Bakanlık Hileli Gıdaları Açıkladı: Kıyma, Yoğurt, Sucuk Ve B...
Bakanlık Hileli Gıdaları Açıkl...
19:3935 İlde Hava Alarmı: Hangi İller Risk Altında?
35 İlde Hava Alarmı: Hangi İll...
19:35Muğla Menteşe’de Yangın Ormana Sıçradı: 14 Hava Aracıyla Müd...
Muğla Menteşe’de Yangın Ormana...
19:12İspanya Yangınlarında Bilanço Ağırlaştı: Yaklaşık 73 Bin Kiş...
İspanya Yangınlarında Bilanço...
İnsan, deneyimler.
Her ânı bir deneydir.
Hâliyle kendisi ya da başkası hakkında olsun...
Beylik saptamalar, hipotezden öteye gitmez.
Hikmet hakkındaki kanaat...
Basiret ve mârifet ölçüsünce hakikat ile ilişkilidir.
.......
Geçmiş zaman.
Bir vesileyle ailecek tanıştığımız...
Zarif hanımı mübadil Pontiac Anna...
Kendisi İskeçeli Helen Yorgo, bizleri oğlunun düğününe davet etmişti.
Eşim, düğün salonunda yanına denk geldiğimiz ailenin yaşlıca bayan üyesine samimi bir şekilde;
“Çok güzelsiniz.” dedi.
Kompliman ya da iltifat değildi.
Gerçekten sade, yaşına uygun, asaletli bir güzelliği vardı.
Ömrü uzun olsun, kadının cevabının hâlâ etkisindeyiz.
“Du theo da tzuliyes.”
Semra’ya, “Ne cevap verdi?” dedim.
“Allah’ın işleri!”
Güzelliğine dair iltifatı hiç üzerine almaması bizi çok etkilemişti.
İkimiz de “hakikatli” bir davranış olarak değerlendirdik.
.......
Anlık deneyimlerimiz ile ilgili saptamalarımızın ne kadar subjektif ve öznel olduğunu idrak etmeliyiz.
Dolayısıyla ifade edilmeye çalışılanların muhataplar nezdinde hiçbir bağlayıcılığı yok.
Bu durumun anlatıcı için bir özgürlük alanı yarattığı bir gerçek, ancak başkalarının vaktini boş yere almak gibi bir riski beraberinde taşıdığını göz ardı etmemeli.
Ne ki;
Bulmaca ya da sudoku çözmenin faydası düşünüldüğünde...
Bir başkasının deneyiminden haberdar olmak sırasında oluşan zihinsel bir diyalektik, yabana atılmamalı.
Kaldı ki, ilki bireysel iken...
İkincisi her ne kadar monolog ise de gerçekte sayısız diyaloglardır.
Zira söz olarak kalıba dökülmeden size ait olan bir fikir, artık size ait değildir.
Oyuncak hamuru gibi herkes onu kendince kalıba sokar...
Ya da hiç ilgilenmez, yani okuma zahmetine katlanmaz.
Hamur, olduğu gibi kalır.
......
Oysa ki;
Şu anda alt alta sıralamaya çalıştığım saptamaların ciddi bir zihinsel efordan geçtiğini belirtmeme bilmem gerek var mı?
Hamurun olduğu gibi kalması durumunda;
“Schrödinger’in Kedisi” şeklinde kavramsallaşan kuantum felsefesi devreye girer.
Nitekim, uzunca bir süredir karaladığım diyeceğim ama dijital dünyadan önce yazanlara haksızlık etmiş olurum.
Hokka-divit, sonrasında kalem, ardından daktilo ile yazanlar neler çekmişler...!
Bu arada “karalama” sözcüğünün yazarlık noktasında kavram hâline gelmesinin çifte anlamı çok hoş!
İlki...
Beyaz bir sayfayı lekelemek iken,
İkincisi...
Yazdıktan sonra vazgeçtiğiniz bölümlerin üzerini karalamak...!
Günümüzde durum içler acısı!
Kala kala...
Başkasını “karalamak” kaldı artık...!
Heyhat.
......
Neyse, biz yine edebî anlamda “karalama”nın evrimine devam edelim.
Şimdi öyle mi?
Dijital ortamda yazarken metinle istediğiniz gibi oynuyorsunuz.
Tek bir hareketle.
Ama inanın, bu bile o kadar yorucu ki.
Sanal ortamdaki “karalamaları” yazboz olarak isimlendirmek pek yanlış olmaz kanaatindeyim.
Uzunca bir süredir, sınırlı da olsa belli bir kesimle paylaştığım yazılarım...
Pardon...
“Yazboz”larım sonrasında çok nadir “diyalektik” oldu.
Kısmen emojiler ile geçiştirilirken çoğunluk tarafından hiç okunmadığını düşünüyorum.
Çünkü ben de öyle davranıyorum.
Sosyal medyanın böyle bir handikabı var maalesef.
Ortalık yerde o kadar çok şey var ki, gerçekten hangi birinin takdire şâyân olduğunu anlayacaksınız ki...!
Zaten artık yazılanları okumak tenezzülünde bulunmuyoruz.
Görsellere eşlik eden yazılar yetiyor, artıyor bile.
Bir de şu var tabii ki;
Sosyal medyada bir şeyi paylaşmak, karşındakini maruz bırakmaktır.
Matbuat yolu ile neşredilen ise orta yere bırakılmıştır.
İlgilisine ulaşır. Bir maruziyet yoktur.
Olsun varsın kimse ilgilenmesin, bana iyi geliyor ya!
Fernando Pessoa’nın yazdıklarının kahir ekseriyeti ölümünden sonra okuyucusuyla buluştu.
Tıpkı bir “potkal” gibi.
Not düşüyor, şişenin içine koyuyorsunuz ve okyanusa bırakıyorsunuz!
Şişeyi bulan olursa da “cin”ine razı olsun.
21.07.2026 - 13:28
16.07.2026 - 19:15
13.07.2026 - 14:15
07.07.2026 - 22:17
26.06.2026 - 21:10
18.06.2026 - 19:57
13.06.2026 - 15:36
26.05.2026 - 20:32
21.05.2026 - 22:31
10.05.2026 - 23:14
17.04.2026 - 22:01
10.04.2026 - 22:00
05.04.2026 - 15:29
25.03.2026 - 20:09
17.03.2026 - 12:54
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir